TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’nin ‘DEM Parti’nin aklını başına alması, uzattığım eli sabote etmek amacıyla tahrik ortamını kamçılamaktan uzak durması herkesin hayrınadır’ ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın ‘Sayın Genel Başkanımızın hamlesi; bir taviz, yumuşama, normalleşme adımı değil; bilakis normalin maliklerinin, mekânın sahiplerinin hatırlatılmasıdır’ sözlerine yanıt verdi.
Bahçeli ve Yalçın’a sert tepki gösteren Bakırhan, “ Bakırhan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle; Mekanın sahibi olarak bizlerle konuşamazsınız biz bu ülkenin kadim halkıyız. Kendisini mekanın sahibini bizi öteki olarak görenleri sesleniyoruz; sizden önce bu topraklarda Pir Sultanlar, Seyit Rızalar vardı. Bir taraftan elinizi uzatıp diğer taraftan parmak sallamakla barış olmaz. Tabiki eğer samimiyseniz. Sürekli bize nasıl davranmamız gerektiğini söylüyorlar. Bu söylemler Türkiye barışını zehirler. Farklılıklarımızla bir araya gelirsek emin olun bu bölgenin en zengin ülkesi biz oluruz” dedi.
Devlet Bahçeli’den Abdullah Öcalan’a yaptığı ‘Buyursun örgütü tasfiye etsin, terörün bittiğini ilan etsin’ çağrısını hatırlatan Tuncer, “Bahçeli, bu çağrının muhataplarına ulaşması için Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılmasından bahsetmiyor. Sayın Bahçeli, biz de senin gibi Öcalan’ın ne dediğini merak ediyoruz. Teciridi kaldırın biz de Sayın Öcalan’ın ne diyeceğini görelim” ifadelerini kullandı.
Bakırhan konuşmasına şu şekilde devam etti;
CHP Kürt meselesi hakkında ne düşünüyor? Maden iktidardan rahatsızdır ve iktidarın bu konuyu araçsallaştırdığından dem vuruyorsa kendi çözümünü ortaya koymalı ve oynadığı rolü açıklamalı. Bizde görelim.
Barışı savunmak, demokrasiyi savunmaktır. Demokrasiyi savunmak vesayetin rantın olmadığını savunmaktır. İlk mecliste Türkiye’nin bütün renkleri vardı. Herkes ulusal kıyafetleriyle orada otururdu. Sonradan tekçilik ve vesayet dayatıldı. Bu tekçiliği dayatanlara Çanakkale şehitliğini ve oradaki isimlerini hatırlatmak istiyoruz. Herkesin kendi rengi ve kimliğiyle yer aldığı bir demokratik cumhuriyeti inşa etmek hepimizin görevidir. Gelin hep bilikte adil ve demokratik cumhuriyeti kuralım. Bu konuda ana muhalefet partisine çok işi düşüyor. CHP statükoya sığınmadan ve Türkiye’nin temel meselesinin demokratik şekilde çözülmesi için karşı cephede yer almamalıdır.
Parlamentoda bulunan bütün siyasi partilere çağrı yapmak istiyorum; gelin bütün meseleleri diyalogla müzakere ile halledelim. Kürt meselesinin çözümü emekçilere, hepimizi Türkiye toplumuna kazandırır.
Kürtler iktidar ile anlaştı sendromundan bu ülkeyi kurtarmak gerekir. Kürt kiminle konuşur, kimin elini tutar kendisi karar verir. Kaldı kimseyle görüştüğümüz ya da konuştuğumuz da yok.
Kürt meselesini kürdün eline ters kelepçe vurarak çözemezsiniz. Bu şekilde Türkiye barışını sağlayamazsınız.
Tasarruf diyerek memurun ya da öğrencinin servislerini kaldırıyorlar, temizlik görevlisi almıyorlar ama yandaşlarına ucuza ihale vermeye devam ediyorlar. İşte bu ülkenin tablosu bu. Cezaevinde kalan insanlara su veremiyorlar, sağlık ihtiyacını karşılayamıyorlar ama yandaşa ihale vermeye devam ediyorlar. Denetleme siteminin olmadığı yerde 100 milyonluk ihaleyi 3 milyona veriyorlar ama vatandaşın 100 bin limitli kartından 750 TL vergi alıyorlar.